Ev bütçesini düşün. Aybaşında maaş gelir — bu gelir. Kira, market, fatura, ulaşım, kredi taksiti gider — gider. Ay sonunda hesap denkse "denk bütçe", maaş yetmezse "açık", artakaldıysa "fazla". Açık olduğunda kredi kartına yüklenirsin ya da borçlanırsın; süreklileşirse borç birikir. Devletin bütçesi de tam olarak bu mantıkla işler — sadece sayılar trilyonlarda, ve tek bir hane değil, koca bir ülke için.
Türkiye Cumhuriyeti her yıl bir merkezi yönetim bütçe kanunu çıkarır. Yıllık bütçe Ekim'de Cumhurbaşkanlığı tarafından TBMM'ye sunulur, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülür, Aralık ayında genel kurulda kanunlaşır, 1 Ocak'ta yürürlüğe girer. Bu kanun devletin yıl boyunca neyi nereye harcayacağını ve hangi gelirleri toplayacağını kalem kalem yazar. Tahminen — bütçe geleceğe yöneliktir, gerçekleşme yıl sonunda kesinleşir.
Bütçe sadece bir muhasebe çizelgesi değildir; devletin önceliklerinin matematiksel ifadesidir. Eğitime ne kadar, savunmaya ne kadar, sağlığa ne kadar — her satır bir tercihtir. Bütçeyi okuyabilmek, devletin önceliklerini okumaktır.
Bu dersin sonunda dört şey kazanmış olacaksın: (1) bütçenin yapısı, gelir-gider kalemleri ve denklem; (2) bütçe açığı, fazlası, birincil denge ve faiz dışı denge kavramları; (3) maliye politikasının iki yönü (genişletici / daraltıcı) ve hangi ekonomik durumda ne kullanılır; (4) para politikası ile maliye politikasının karşılaştırması — ekonominin iki sopası.