Uluslararası Finansal Piyasalar
Uluslararası Finansal Piyasalar
Uluslararası Finansal Piyasalar
FP1.7 · Bretton Woods · USD Hegemonyası · Sermaye Akımları
Para artık ulusal sınırların ötesinde akar — bir Türk yatırımcı Apple hissesi alır, bir Japon emeklilik fonu Türkiye DİBS'i alır, bir Avrupa bankası USD borçlanır. Bu küresel akışlar bir sistem üzerinde çalışır: doların hegemonyası, IMF/Dünya Bankası mimarisi, sermaye akımı dinamikleri. Bu derste bu sistemin kurallarını ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin içindeki konumunu söküyoruz.
Bir günün küresel sermaye akımı
Bu içerik şu sınavların ortak müfredatıdır: Düzey 2 · Düzey 3 · Türev Araçlar
Bu dersin kapsamına girmeyen sınavlar: Düzey 1 · Kurumsal Yön. · Kredi Der. · Konut Değ. · Gayrimenkul Değ. · BS Denetim
Mart 2026, herhangi bir Salı sabahı. New York'ta Fed politika faizi açıklandı: %3.50-3.75 bandında sabit. Saatler içinde Tokyo'da yen değer kaybetti, Frankfurt'ta Avrupa tahvilleri yükseldi, İstanbul'da USD/TL aşağı baskı altında. Niçin? Çünkü tek bir merkez bankasının kararı küresel sermaye akımlarını yönlendirir. Eğer Fed faizi yüksek tutuyorsa USD daha cazip hale gelir; gelişmekte olan ülkelerden (Türkiye, Hindistan, Brezilya) sermaye çekilir; kurları baskılanır. Bu döngü 1971'den beri var — Bretton Woods sisteminin çöküşünden sonra USD küresel rezerv para olarak hegemonyaya kuruldu. Bugünkü dünyayı anlamak için bu mimariyi anlamak gerek.
SPL sınavlarında uluslararası finans konusu özellikle Düzey 2 ve 3'te derinleşir — döviz, dış borç, sermaye akımları, gelişmekte olan ülke kırılganlığı. Türkiye gibi açık ekonomiler için bu konular akademik değil, günlük gerçeklik. Bu derste tarihsel arka planı, kurumsal yapıyı ve Türkiye'nin pozisyonunu ele alıyoruz.
Küresel finans sistemi şu an doların etrafında dönüyor. Bir Türk şirketi USD borç alır, Çinli ihracatçı USD alır, Suudi rezervleri USD'de tutulur, küresel ticaretin %85'i USD üzerinden faturalanır. Bu hegemonya 1944 Bretton Woods'ta kuruldu, 1971'de evrimleşti, hâlâ devam ediyor.
Bu derste 10 başlık: (1) Bretton Woods sistemi (1944-1971); (2) Bretton Woods sonrası dönem; (3) Doların küresel rezerv para statüsü; (4) Eurodolar pazarı; (5) IMF ve Dünya Bankası; (6) Sermaye akımları (FDI, portföy, banka); (7) Gelişmekte olan ülke kırılganlığı; (8) Kur krizleri tarihi; (9) Türkiye'nin uluslararası pozisyonu; (10) Vakalar + hızlı kontrol.
İkinci Dünya Savaşı sonrası küresel düzen
İkinci Dünya Savaşı bitmeden, ABD'nin New Hampshire eyaletinde Bretton Woods kasabasında 44 ülke temsilcisinin toplandığı uluslararası konferans. Amaç: 1929 Büyük Buhran ve İkinci Dünya Savaşı'nın sebep analizinden çıkan dersle, savaş sonrası küresel finansal düzen kurmak. Ana mimar: ABD (Harry Dexter White) ve İngiltere (John Maynard Keynes). Sonuç: üç temel kurum + bir kur sistemi kuruldu. Niçin önemli: bugünkü küresel finansal mimarinin temeli.
Bretton Woods Sisteminin 4 Ana Yapı Taşı
USD altına sabit (35 USD/ons), tüm diğer para birimleri USD'ye sabit (±%1 bant). Sonuç: tüm para birimleri dolaylı olarak altına sabit. İşleyiş: bir ülke kurunu korumak için ya rezerv kullanır, ya IMF'ten kredi alır, ya kuru "ayarlar" (devalüasyon — IMF onayı ile). USD'nin özel rolü: rezerv para olarak diğer ülkelerin merkez bankalarında tutuluyordu. Sürekliliğin koşulu: ABD'nin altın rezervinin küresel USD arzına yetebilmesi.
Belçikalı ekonomist Robert Triffin'in 1960'ta öngördüğü problem: küresel ticaret büyüyorsa daha çok USD likidite gerek; ABD bunu sağlamak için cari açık vermeli (USD'yi dünyaya pompalamalı); ama cari açık zamanla ABD'nin altın rezervini USD'ye orantısız hale getirir; sonunda sistem çöker. 1965-1971: bu çelişki gerçekleşti. Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle ABD'nin USD ihraç ederek "bedavaya" yatırım çektiğini eleştirdi; ülkesi USD karşılığı altın talep etmeye başladı. Diğer ülkeler de katıldı. ABD altın rezervleri eridi.
ABD Başkanı Richard Nixon TV'de açıkladı: "Doların altına çevrilebilirliği geçici olarak askıya alındı". Aslında geçici değildi; Bretton Woods sabit kur sistemi sona erdi. Sonuçlar: 1973'e kadar küresel kur düzeni karıştı; sonra serbest dalgalı kur sistemine geçildi. USD altına bağlı değil ama hâlâ küresel rezerv para — hiçbir şeye dayanmayan ama herkesin kullandığı para. Bu paradoksal yapı 50+ yıldır işliyor.
Dalgalı kur dönemi
1971 Sonrası Küresel Düzen — 4 Ana Özellik
1973 petrol şoku sonrası ABD-Suudi Arabistan anlaşmasıyla şekillenen yapı. Suudi Arabistan tüm petrol satışlarını sadece USD üzerinden faturalama taahhüdü verdi; karşılığında ABD askeri koruma sağladı. Diğer OPEC ülkeleri de katıldı. Sonuç: küresel petrol ticareti USD üzerinden — tüm ülkeler petrol almak için USD biriktirmek zorunda. Bu USD'nin küresel rezerv para statüsünü altın bağı koparıldıktan sonra yeniden temellendirdi. Bugün: bu sistem hâlâ büyük ölçüde geçerli; ancak 2020'lerden itibaren bazı ülkeler (Çin, Rusya, Brezilya) yerel para birimlerinde ticareti deneyemeye başladı.
Son 5 yılda küresel finans medyasında "USD hegemonyası sona eriyor mu?" sorusu yaygınlaştı. Olası alternatifler: Çin renminbi (CNY), euro (EUR), altın, dijital para (CBDC). Gerçeklik: küresel rezerv kompozisyonunda USD payı 2000'de %72'den 2024'te %58'e düştü ama hâlâ dominant. Euro %20, JPY/GBP %5, CNY ~%2.5. Bütün alternatifler birlikte USD'yi geçemiyor. SPL sınavında: USD hâlâ küresel rezerv para; ama trendin yavaşça çeşitlendiği fark edilmeli.
Niçin hâlâ baskın?
Merkez bankalarının resmi rezervlerinde tuttuğu, uluslararası ticaret ve borçlanmada referans olarak kullanılan para birimi. Bir paranın rezerv para olabilmesi için: (1) Ekonomi büyüklüğü (büyük üretici), (2) Likit ve derin sermaye piyasası (her zaman alıp satılabilir), (3) Hukuki istikrar (mülkiyet hakkı korunur), (4) Konvertibilite (serbestçe değiştirilebilir), (5) Tarihsel güven (yıllar içinde inşa edilir). USD beş kriteri de karşılar; CNY birkaçında zayıf (özellikle 3 ve 4 — sermaye kontrolleri var).
USD'nin Küresel Pazardaki Rolü (2024)
1960'larda Fransız Maliye Bakanı Valéry Giscard d'Estaing'in deyimi — ABD'nin küresel rezerv para sahibi olmaktan elde ettiği avantajları tanımlar. Avantajlar: (1) ABD kendi para birimiyle borçlanır — kur riski yok; (2) Diğer ülkeler USD biriktirmek için ABD bonosu alır — borçlanma maliyeti düşük; (3) ABD cari açık verebilir — diğer ülkeler USD'ye talepli olduğu için fonlanır; (4) Ekonomik yaptırım gücü — SWIFT ve dolar sistemi üzerinden ülkeleri izole edebilir. 2022 sonrası: ABD Rusya'ya bu yaptırım gücünü kullandı; bazı ülkelerde "alternatif sistem" arayışı arttı.
ABD dışında dolar evreni
ABD dışındaki bankalarda tutulan USD mevduatı veya verilen USD kredisi. "Euro" kelimesi para birimi değil, "Avrupa" değil; sadece "ABD dışı" anlamında. Tipik konum: Londra, Paris, Singapur, Hong Kong, Cayman Adaları. Sebep: ABD bankacılık düzenlemelerinden (Fed kuralları, vergi) muafiyet. 1957'den beri var: Sovyet Sovyet bankaları doları ABD'de tutmaktan kaçınmak için Avrupa'ya taşıdı; bu sistem genişledi. Boyut: günümüzde ~5-10 trilyon USD eurodolar mevduatı tahmin ediliyor. Önemi: küresel USD borçlanmanın %50'sinden fazlası bu pazarda.
Eurodolar pazarında referans faiz oranı. LIBOR (London Interbank Offered Rate): 1986-2023 arası kullanıldı; bankaların birbirine eurodolar borç verme oranı. 2012 LIBOR skandalı: birkaç banka oranı manipüle ettiği ortaya çıktı. Sonuç: 2023 sonu LIBOR resmi olarak kapatıldı; yerine ülke bazlı alternatifler geldi: ABD'de SOFR (Secured Overnight Financing Rate), İngiltere'de SONIA, AB'de €STR. Türkiye karşılığı: TLREF (TL gecelik repo referans oranı), TLREF-TR (TL referans oranı).
Terim 1950'lerde ortaya çıktı — Soğuk Savaş döneminde Sovyet bankaları (Eurobank Paris) ABD'de tutmak istemedikleri USD mevduatlarını Avrupa'ya transfer etti. Yapı genişledi: ABD dışında tüm USD mevduatlar "Eurodolar" olarak adlandırıldı. Bugün "euro" kelimesi karışıklık yaratıyor — ABD dışında bir EUR mevduatı "Eurodolar" değil, sadece "döviz mevduatı". Sınavlarda "Eurodolar = ABD dışı USD" tanımı net olmalı.
Bretton Woods kurumlarının modern rolü
1945'te kurulan, küresel para sisteminin istikrarını izleyen ve ödeme dengesi krizlerinde kredi sağlayan kurum. Merkez: Washington DC. 190 üye ülke; her birinin "kotası" var (sermaye katkısı + oy hakkı). En büyük üye: ABD (~%17 oy hakkı, veto gücü %85 çoğunluk gerektiren kararlarda). Türkiye: kurucu üye, 1947'den beri. Ana fonksiyonlar: (1) Sürveyans (üye ekonomileri izleme), (2) Kriz kredisi (kısa-orta vadeli ödeme dengesi sorunu için), (3) Teknik yardım (politika danışmanlığı). Türkiye'nin son IMF programı: 1999-2008. 2008'den beri "anlaşmasız" durumdadır.
Gelişmekte olan ülkelere uzun vadeli kalkınma kredisi ve danışmanlık sağlayan kuruluşlar topluluğu. Merkez: Washington DC. 5 ana kuruluş: (1) IBRD (Uluslararası Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası — orta gelirli ülkeler için), (2) IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği — düşük gelirli ülkeler için, neredeyse hibe), (3) IFC (Uluslararası Finans Kuruluşu — özel sektör finansmanı), (4) MIGA (Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı — siyasi risk sigortası), (5) ICSID (Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarını Çözüm Merkezi). Türkiye: IBRD ve IFC kredileri kullanır; Türkiye'deki büyük altyapı projelerinin (köprü, enerji) bir kısmı Dünya Bankası finansmanlıdır.
IMF vs Dünya Bankası — Karşılaştırma
Bretton Woods'tan eski (1930) ama günümüzde "merkez bankalarının merkez bankası" rolünü üstlenir. Merkez bankaları arası işbirliğini koordine eder; Basel komiteleri aracılığıyla küresel banka sermaye yeterliliği standartlarını (Basel I, II, III) belirler. Türkiye BDDK Basel III'e uyumlu sermaye yeterliliği uygular. SPL Düzey 2-3'te Basel komitesi sıkça anılır.
Üç ana türü ve etkileri
Bir ülkeden diğerine giden finansal yatırımlar. Üç ana tür: (1) Doğrudan yabancı yatırım (FDI) — fabrika, şirket alımı, uzun vadeli; (2) Portföy yatırımı — pay, tahvil alımı; orta-kısa vade; (3) Banka/diğer kredi akımları — sınır ötesi krediler. Sermaye akımları ödemeler dengesinin "finansal hesap" kaleminde izlenir. Gelişmekte olan ülkelerde önemi: cari açıkları finanse eder, büyümeyi destekler ama aniden tersine dönerse krize yol açar.
Sermaye Akım Türleri — Karşılaştırma
Yabancı sermayenin aniden ülkeden çıkması veya yeni girişin durması. Sebepler: yerel politik kriz, jeopolitik şok, küresel risk iştahı düşüşü (Fed faiz artırımı, savaş), yerel ekonomik kötüleşme. Sonuçlar: kur çakılır, kredibilite düşer, yerel faizler fırlar, ekonomi yavaşlar. Klasik örnekler: 1997 Asya krizi (Tayland, Endonezya, Kore), 1998 Rusya, 2001 Türkiye, 2018 Türkiye, 2022 Sri Lanka. "Sudden stop" terminolojisi: 1995 Calvo (akademisyen) tarafından geliştirildi.
Politika yapıcıları "kalıcı" sermaye olarak FDI'yı tercih eder; "sıcak para" portföy akımları riskli görülür. Sebep: FDI fiziki yatırım — anında çıkamaz. Portföy yatırımı bir tıkla satılabilir. Türkiye gerçeği: sermaye akımlarının büyük kısmı portföy + banka kredisi (kısa-orta vade); FDI payı sınırlı. Bu yapısal "kırılganlık" 2018 ve 2021-2023 dönemlerinde Türkiye'nin kur şoklarına neden oldu.
Üçlü kırılganlık: kur, borç, sermaye akımı
Türkiye, Brezilya, Hindistan, Endonezya gibi gelişmekte olan piyasalar (Emerging Markets) uluslararası finans sisteminde özel bir konumdadır — fırsatlar ve riskler iç içedir. Bu yapı SPL sınavlarında doğrudan sorulmaz ama tüm makro analizler bu çerçevede yapılır.
Gelişmekte Olan Ülke Kırılganlığının 4 Boyutu
Eichengreen ve Hausmann (1999) tarafından geliştirilen kavram: gelişmekte olan ülkelerin kendi para birimleriyle uluslararası borçlanamamaları. Mantık: yabancı yatırımcılar TL gibi gelişmekte olan ülke parasıyla tahvil almak istemez (kur riski); ülke USD borçlanmak zorunda kalır. Sonuç: kur değer kaybederse borç yükü artar; "bilanço etkisi" krizi şiddetlendirir. Türkiye örneği: 2018 lira krizinde özel sektör 250+ milyar USD borçluydu; TL %44 değer kaybedince TL cinsi borç yükü %44 arttı; iflas dalgası başladı. Çözüm: yerel para tahvil pazarını derinleştirmek (Türkiye 2010'lardan beri çabaladı, kısmen başarılı).
FP1.5'te işlediğimiz Üçleme prensibi (sabit kur + bağımsız politika + serbest sermaye akımları imkansız) gelişmekte olan ülkelerde özellikle sıkıntılıdır. Çünkü serbest sermaye olmadan dış finansman çekilemez (büyüme zayıflar); sabit kur olmadan kredibilite zorlaşır; bağımsız para politikası olmadan yerel ekonomik koşullara cevap verilemez. Sonuç: çoğu gelişmekte olan ülke "yönetilen dalgalı + bağımsız politika + serbest sermaye" tercih eder; kur dalgalanmasını kabul eder.
Tekrarlayan döngülerden dersler
Bretton Woods sonrası dönemde gelişmekte olan ülkelerde 30+ büyük kur krizi yaşandı. Tekrarlayan örüntüler vardır; SPL sınavlarında bu krizlerin sebep-mekanizma-sonuç zincirleri sorulur.
Önemli Kur Krizleri
ERM (Avrupa kur sistemi) çöküşü; Soros İngiltere'yi sterling'i devalüe etmeye zorladı
Cari açık + sıcak para çıkışı + sabit kur baskısı
Banka borçları + sabit kur + ani sermaye çıkışı
Düşen petrol fiyatı + sabit kur + Asya bulaşması
Banka kriz + IMF anlaşmazlık + sabit kur çöküşü
USD'ye 1:1 sabit kur sürdürülemedi; %75 devalüasyon
Politik gerginlik + carry trade çıkışı + Fed sıkılaşması
Heteredoks politika + negatif reel faiz
Cari açık + döviz borcu + jeopolitik şok
Çoklu kur sistemi → tek kur düzenlemesi
Çoğu gelişmekte olan ülke kur krizi benzer aşamalardan geçer: (1) Birikim — cari açık + döviz borcu + düşük rezerv yapısal kırılganlık birikir (yıllar sürer); (2) Tetikleyici — dış şok (Fed faiz artırımı, küresel risk iştahı düşüşü, jeopolitik) veya iç olay (politik kriz, kredi notu düşüşü); (3) Sermaye Çıkışı — yabancı yatırımcı pozisyon kapatır, yerel halk dövize geçer; (4) Kur Çöküşü — merkez bankası rezervi savunamaz; günler içinde %20-50 değer kaybı; (5) Politika Tepkisi — sıkı para politikası (faiz artışı), sermaye kontrolü, IMF programı.
Kriz sonrası ortalama 2-5 yıl içinde ekonomi normalleşir ama "scar effects" (yara izleri) kalır: dolarizasyon artar, kredibilite kaybı uzun süreli, büyüme yavaşlar, yoksulluk artar. Bazı krizler ise sistemik dönüşüm fırsatına döner: 2001 Türkiye krizi → modern bankacılık reformu, bağımsız BDDK; 2002 Brezilya kriz öncesi sıkı politika → 10 yıllık istikrar.
Açık ekonominin yapı taşları
Türkiye Uluslararası Finansal Pozisyonu (2024-2026)
Türkiye'nin enerji ithalatı (yıllık 50+ milyar USD) ve ara malı bağımlılığı yapısal cari açık yaratır. Mantık: Türkiye sanayi üretiminin önemli kısmı ithal hammaddeye dayalı; ihracat artarsa ithalat da artar; cari açık kalıcı. Çözümler: (a) Yerli enerji kaynakları (yenilenebilir, nükleer), (b) İhracatın katma değer payını artırmak (orta-yüksek teknoloji), (c) İthal ikame politikaları. 2020 sonrası: Türkiye'nin enerji üretiminde yenilenebilir yatırımları arttı; yine de kalıcı çözüm uzun vadeli.
Türkiye 2018'den beri yatırım yapılabilir notun altındadır (BB ve B aralığı). Etki: yabancı kurumsal yatırımcıların büyük kısmı (örn. emeklilik fonları) yatırım yapılabilir altı tahvilleri portföyüne alamaz; Türkiye DİBS yatırımcı tabanı dar kalır. Bu yapısal olarak borçlanma maliyetini yükseltir. Yatırım yapılabilir nota geri dönüş kredibilite + ekonomik istikrar inşası gerektirir; uzun vadeli proje. 2024-2026'da S&P, Moody's, Fitch Türkiye notlarını kademeli yükseltiyor; tam yatırım yapılabilir nota dönüş ufukta.
5 senaryo — gerçek mekanizma
Bir Türk bankası Almanya'daki Deutsche Bank'tan 100M USD borçlandı (vade 1 yıl, faiz SOFR + 3%). Bu işlem nasıl sınıflandırılır?
Çözüm
Kavramsal sınıflama: (1) Eurodolar işlemi — ABD dışındaki bankada (Deutsche Bank, Almanya) USD mevduat/kredi. (2) Sınır ötesi banka kredisi — sermaye akımı kategorisinde "banka kredisi"; FDI veya portföy değil. (3) Türkiye perspektifi: dış borç stoğu artar (sınıf: "bankalar"). Risk: SOFR yükselirse maliyet artar; TL değer kaybederse TL cinsi yük artar (original sin). Hedge seçenekleri: faiz swap'ı (sabite çevir), kur swap'ı (TL'ye çevir), opsiyon hedge.
Türkiye'de yabancı yatırımcılar bir hafta içinde 10 milyar USD'lik DİBS sattı. Hangi etkiler beklenir?
Çözüm
Domino zinciri: (1) DİBS verimi yükselir — yabancı satışı arzı artırır, fiyat düşer, verim yükselir. (2) Kur baskısı — yabancılar elde ettikleri TL'yi USD'ye çevirir → USD talebi artar → USD/TL yükselir. (3) BIST düşüşü — yabancılar pay piyasasından da çıkıyor olabilir; pay piyasası baskı altında. (4) Faizler ve kredi maliyeti yükselir. (5) Tepki ihtiyacı: TCMB ya rezerv satar (kuru savun), ya faiz yükseltir, ya her ikisi. 2018 ve 2021-2023 deneyimi: Türkiye benzer süreçleri yaşadı; sonuç: kur büyük şok, faiz acil yükseltme.
Türkiye iki ayrı yabancı yatırımdan 1 milyar USD aldı: (A) Bir Alman otomotiv şirketi Bursa'da fabrika kurdu. (B) Bir İngiliz fonu Türk DİBS'lerine yatırım yaptı. Hangi yatırım daha "değerli"? Niçin?
Çözüm
(A) FDI — Doğrudan Yatırım: fiziki varlık, uzun vadeli, teknoloji transferi sağlar, istihdam yaratır. Yabancı şirket fabrikayı hızla kapatamaz; ekonomik krizde bile etki sınırlı. Daha "değerli" sermaye akımı. (B) Portföy yatırımı: hızlı geri çekilebilir; bir tıkla satış. Sermaye akımı analizinde "sıcak para" kategorisinde; bir kriz işaretinde anında çıkar. Türkiye perspektifi: FDI çekmek için stratejik politika öncelikli (vergi teşvikleri, hukuki istikrar, altyapı). Türkiye FDI çekiminde 2010'larda iyi performans gösterdi (yıllık 15-20 milyar USD); 2018+ azaldı (kredibilite + jeopolitik); 2024'te toparlanmaya başladı.
Bir gelişmekte olan ülke IMF'e 50 milyar USD kredi başvurusu yaptı. IMF'ten ne tür koşullar bekler? Niçin?
Çözüm
Tipik IMF program koşulları (conditionality): (1) Bütçe disiplini (kamu açığı/GSYH oranı azaltma), (2) Faiz politikası sıkılaştırma, (3) Yapısal reformlar (özelleştirme, vergi reformu), (4) Kur rejiminde esneklik, (5) Şeffaflık (mali raporlama), (6) Sosyal güvenlik harcamalarının kontrolü. Niçin bu koşullar: IMF kredi geri ödemesini garanti altına almak istiyor; "sürdürülebilir program" hedefler; ülkenin yapısal sorunları çözmesi gerekir. Eleştiri: IMF programları sıkça "halk için ağır" bulundu (gıda fiyatları, sübvansiyon kesintileri); 1990'larda IMF politikaları "Washington Consensus" olarak adlandırıldı, sonra eleştiri aldı. Türkiye 1999-2008 programı genel olarak başarılı sayılır; 2001 sonrası modern bankacılık ve bütçe disiplini bu dönemden gelir.
Bir Türk şirketi 100M USD kredisi var (yıllık %7), TL geliri var. USD/TL kuru 30'dan 45'e çıktı (%50). Kredi yükü nasıl etkilenir?
Çözüm
Hesap: Önceki TL karşılığı borç: 100M USD × 30 = 3M TL × bin = 3 milyar TL. Sonraki TL karşılığı: 100M × 45 = 4.5 milyar TL. Borç artışı: 1.5 milyar TL = %50 artış. Şirketin TL gelirinde değişiklik yok ama borç yükü %50 büyüdü → bilanço bozuluyor → iflas riski. Bu "original sin" etkisidir — gelişmekte olan ülke şirketleri yerel para gelirine sahipken yabancı para borçlu olduğunda kur şoku bilanço krizine dönüşür. Türkiye 2018 dersi: 250+ milyar USD kurumsal döviz borcu vardı; %44 devalüasyon ile birçok şirket konkordato/iflas yaşadı.
Sırada ne var?
Yedi dersle modülün küresel ve yerel finansal sistem mimarisini çıkardık. Sıradaki son ders Türkiye finansal düzenleyici yapısına odaklanacak — BDDK, SPK, TCMB, MASAK, TMSF rolleri ve ilişkileri.
✅ Tamam
✅ Tamam
✅ Tamam
✅ Tamam
✅ Tamam
✅ Tamam
✅ Tamam
Sırada (son ders)
—